Şükran Aydın

Sending
User Review
0 (0 votes)

Şükran Aydın Kimdir

NeHissettinseO-sukran-aydin-5-300x177 Şükran Aydın Şükran Aydın

Sıkça sorulan ve en sevmediğim iki sorudan birisidir Şükran Aydın kimdir sorusu 😊. Şurada doğdum, şu okula gittim, şu kartvizitim oldu demek, hiçbir şey dememek aslında. Bunlar mekanik bilgiler. Aslolan ne hissettiğin, nasıl hissettiğin, ne hissettirdiğin, nasıl hissettirdiğin.  Ne Hissettinse O’sundur. İnsan her zaman bir bütün, kesit değil.

 

Sanırım 2001 yılı idi, Ali Topal’ın bilgi yardımı ile ilk nehissettinseo.org ‘u oluşturduğumda Şükran Aydın kimdir bölümünün yazısını yazmam gerekti. Şükran Aydın kimdir? Ikındım, sıkıldım, ezildim, büzüldüm, düşündüm ki, ben ancak kendim gibi dile getirebilirdim kendimi. Yıl 2004’te kendimi kaleme aldım. Geçtikçe yıllar Ben’e eklenenler oldu muhakkak. Eklenenleri, eklenmiş hislerimle, yıl 2004’ten bu yana olan kısmı, ayrı kaleme almalıyım. Bu yazıya ilaveedemem, çümkü yazı örgülerimin arasına ben dahi giremiyorum, örgü bozuluyor çünkü. Ne zalimce yazıyorum değil mi, Şükran Aydın’dan hiç beklenilmediği üzere? 😊

 

Ne Hissettimse O’yum

Sevgiye Eğilen Başını Kaldır Güzelim

 

İlk kendini hatırladığında 6 yaşındaydı.

Annesi 36 beden genç bir kadın.

 

İkinci kendini hatırladığında küçük bir genç kızdı.

Yazdı, beyaz bir pantolon, çağla yeşili ve sarılı ve fırfırlı bluz ile kendine bile âşık olabilirdi. Ve güzeldi her şey.

 

Hemen bayram oldu, bütün eş dost akraba toplandı.

Bir genç -Şükranı seviyorum, olmazsak akraba kaçırabilirim- dedi.

Ne kadar çok korktu, O da, O da çocuktu, nasıldı, neydi, nasıl oluyordu?

Genç, gençliğinin anlık hislerini kalabalıkta paylaştıktan sonra Allah’tan unuttu.

Bu ne güzel mutlu bir sondu.

 

Liseydi

-geç bunları- nakaratlı bir sevgiye giriş yaptı.

Liseydi -15 yıl sonra bir doğum gününde; o vakitler kendisini her gün görmek için

okulun üst katına çıktığını söyledi- şimdiki 15 yıllık dostuna.

 

Bir dostunun (hacıcavcav) -söze nihayet olmuyor değil mi A Şükran- dediği gibi,

sanırım çocukluğa da bir nihayet olmuyordu.

 

Üniversite

Üniversitede durdu. Meryem’in İsa’yı doğuruşuna takıldı aklı. Düşündü.

O durmak istedikçe dünya dönüyordu. Hırsızlar evi soyuyor. Güneşe izin vermiyordu

arka taraftaki yapılar. Geçleşince saatler tek başına gelip gitmekler olmuyordu.

Kıtadan kıtaya geçilmişti. İç sesler harekete geçtikçe dış seslerin rengini çözüyordu.

Güzergâh-lar geziliyordu o çare senin bu çare benim iller.

Bilmeden bilenler bir Çarşamba gününe Şükran için ömür biçiyorlardı yok yere.

Kimi karasevda diyordu. Gülüyordu. Kara değildi, sevda hiç değildi.

O günler, bugün-lere bir geçişti. Temeldi çoklarını atıyordu.

Başarı/şu/bu hikâyesini yap-yabancılıklar içinde es geçiyordu.

 

-1996’da ne oldu?- sorusuna yıl 2004’te;

-İlahi adaletlerin tecellileri görünür oldu- dedi içinden ve gülümsedi uzun uzun.

En sevdiği şey olan o gülümseyişten 🙂

 

Hayretler, ağzı açıklıklar başladı yıl 1999’du. 3 tane 9, bir tane 1.

Kendi olmaya gittiği tatilde; sevgi/sevda/Ferhat/Şirin/Cleopatra/toplum/ilahî aşk/

yüzyılların yarattığı farkları/toplu(m)salı/birleşmeyen elleri/ruhuyla gitmeleri/bedeniyle

kalmaları/beyniyle ruhuyla olmaları, buldu, bildi, oldu ve yazdı;

 

sevgiye eğilen başını kaldır

hayat akışına beni de daldır

bende başka mânâ, anlam arama

kendini sadece bir insan olduğuma inandır güzelim diye.

 

Bütün şehrin yapılarını söktü tek tek, tek tek sonra inşa etti yeniden,

yeni malzemelerden yeni taşlar ile yeni yapıları. Tutmadı dizleri, arzulanan kilometrelerce uzaktaki kâlbe/fikre/arzuya yakın olan dua mekânına gidemedi. Gözyaşını keşfetti, hiç çekinmedi ağlamak için.

…kuruma kanım çekilme, sal kendini 

ve nerde ne olursan hiç çekinme

hiç çekinme sevmişliklerin hiçbirinden de

sızmak için ne destur ne izin hiç bekleme

ak kanım, yaş dışardandır, sen içerde ak, ak kanım…  yer/mekân/ân seçmedi.

 

Rüzgârı Keşfetti

Serinlik ve esinti dostları oldu ve konuştu yürürken Beşiktaş’tan

…dağılır sis, dağılır duman, dağılır rüzgârda olan…

…ortalık dağıtan rüzgâr setindeyim… diye.

Vapura adım atarken verdi karar, -yaşamak ölmek, sevmek sevilmemek ve gülmek aptal gözükmek riskini göze almaktı-

madem, aha rüzgârdı aha serinlikti aldı göze, vapurun üst güvertesinde başladı

seyir etmeye. Serinlik ve esinti arkadaşları oldu.

 

Neyzen’i (Tevfik 1878-1953) tanıdı bir öğle yemeğinde. Neyzen bir baş karşısında yitirmişti aklını, Şükran Neyzen’in yaşantısında, okudukça, yaşadıkça ve gördükçe;

hafıza vardı eskiden, kayıtları zapt tutucudan bir esermiş,  unutması ne mümkün

şimdi, şimdi hafıza hakka emanet, neyi neden aklımda tutayım? önemli olan ne?

ö n e m NE??????????????? dahası

insana değmeyen bu değerler silsilesi de NE???

insanlar yanarlar

şanslılar kül olur

verir

o yüzden mi derler

bırakın o bir küldür, kültürdür diye??

 

ey toplumum

ey toplu salım

ey toplumsalım

ne kötüsün

insanın NERDE??

 

insan=

hani hepsi hücrelerden yapılı

bileklerinde kan olan

hüzün duydu mu onun ne inşası ne de tamiri olmayan

beyin ile dudak arasındaki bu uzun mesafede NE??

 

aklımın hangi kapılarında tutayım bu uzun yolları

 

uykuya dalınca yaşamı bırak -KAY-,

evrende ve ruhunda boşluk var-

okyanusun ortasında isen ıslaklığın anlamı NE??

sözün sözünü, hissin hissini, beynin beynini, ruhun ruhunu iletmiyorsa

varım deme(m)

kendin(m)e diye seslendi

hepimiz aynı insanız- diyen kendine ve kendindeki herkese ya da çok kişiye.

 

2001’de gitmişti bir toplantıya erken, insanları gördü, içten hüzün duydu ve

arzuladı sevgiyi ve dedi sonradan;

hey Kudret! o nasıl sözdü!, ne istedimse getirdin elime…

İlahî bana yüzünden yüz ver elinden el, sevgi diye gittiğin yer varsa bana da sır ver.

bundan sonra istediğim ne aktır ne de kara,

bundan sonra ne verirsen her şeyiyle hayır ver diye.

Yalan-dan nefret etmişti rüyasında, rüyası bir gerçekti,

gerçek yaşantısında rüyasını denedi.

 

Zamanı öğrendi

Hâlâ Asr sûresini okumadı. Allah’ın zaman üstüne yemin ettiğini duyduğu ile kaldı.

“bir nehirde iki kez yıkanılamaz“ı öğrendiğinde kurduğu şehri yeniden yıktı.

Keskin kararlar aldı. Aldığı yalanın izlerini kesti keskince.

Sfenks için özlem içinde öldü diyorlar,

Sfenks’i inşa eden hem yaptı hem yıktı diyorlar

insan eti için yenilmez, gönü (derisi) giyilmez diyorlar

istediğim bir niyetti o da bilinmez diyorlar

taş ol, taş taşı, sevgi yoluna

bu benim oyunumdur dersen, uymaz huyu huyuna, boyu boyuna…

deyip gitti sözü yarıda kesip. Sfenks’i yeniden inşa etti.

 

…bana bağrını açmış bekleyen kim

kim giymiş gümüş telli beyaz keteni

kim giymiş yakasız, manşetsiz elekten serveti…

derken sol göğsünden soğuk süt akıyordu.

Yine gidemedi o uzağa. Şehrin mimarına kızgın kaldı bir müddet. Rüyaları tatile çıktı.

Sonra rüyaları geri geldi. Susmakta bir nevi konuşmaktı. Sustu.Yürümeye devam etti.

 

Bahçıvanlık, rüyalar, kitaplar, saray kahinleri, dans, reiki, atıklar, geri kazanım,

insani kazanım, e/ğ/i/t/i/m/ler, farkındalık-lar, konuşmalar, erişmeler,

yazmalar, iç ses/iç konuşmalarını yazmalar, görmeler, gördüğü yerlerden geri dönmeler, aşkla tanınan Tanrıyla astrolojide bir kez daha tanışmalar, balıklıklar, haritalarla kaçan ipin uçları, boşluklarla dolu tren-ler, varmalar, varmamalar

ruhuyla ve divanelerle dans ederken yorgunca yürüyüp vardığı duraklar oldu.

 

Ve neredeyse tüm arzuları gerçek oldu.

 

Bilmek İstiyor;

Bilmek İstiyorum‘daki gibi ve ilgilendirmiyor onu çok şey.

 

Bilmek İstiyorum:

Nerede, kiminle, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor.
Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum.
……..
Kendinle yalnız kalıp kalmadığını ve o boş anlarda sana arkadaşlık eden,
KENDİNİ gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum.

………

Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor.
Neyi özlediğini, kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın hayalini kurmaya,

cesaret edip etmediğini bilmek istiyorum.
…….

Benim ve kendi hatalarınla yaşayıp yaşamayacağını;
Bir gölün kenarında durup Gümüş Ay’a EVET! diye bağırıp bağırmayacağını

bilmek istiyorum.

……..

Bana anlattığın hikâyenin doğru olup olmadığın beni ilgilendirmiyor.
Kendi kendine dürüst olmak için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp
uğratmayacağını, ihanetin suçlamasına dayanıp,

kendi ruhuna ihanet edip etmeyeceğini bilmek istiyorum.

……..
Kim olduğun, buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor.
Çekinmeden benimle ateşin ortasında durup durmayacağını bilmek istiyorum.
…….

Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor.
Aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için
Bir aptal gibi görünme riskini göze alıp al(a)mayacağını bilmek istiyorum”.

 

(Oriah Dağ Hayalperest)

=> (siyah/beyaz/kızıl derili insanlardan biri)

diyor.

 

daima bilmeniz dileklerimle,

 

kendinizi   ve    beraber yürümek istediğinizi   ve   beraber yürüdüklerinizi,

 

sevgiler ve teşekkürler yaşam!  Kendi(m)celiğime verdiğin izin için!

 

Şükran Aydın

 

Bu sayfa 22.06.2020 tarihinde güncellenmiştir.

Yazar

İlgili Yazılar

Yorum Ekle