Hontus

Gönerdiliyor
Kullanıcı Oyları
0 (0 Oylar)

Hontus

Hontus da ne ola ki? demiş olmalısın, deme, söyleyemem. Her filmin izleyicisi, o filmi tekrar yaratır ve olon, olmayan anlamını kendi yükler. Hontus bundan gayri benim değil sizin Hontus’unuzdur.

 

Efendim, her insanın yapılı olduğu bir mayası, kurulu olduğu bir düzeneği, dokunduğu bir iplik var, benim harcıma da yazmak katılmış :).

 

En son, yazmanın senaryo çeşidine katıldım. Senaryo köyünden geçtim, bir tas su içtim diyelim. Daha evvel, şiir, kısa öykü, düşünce yazıları, atıkların geri kazanılması konularında yazdığım yazı içerikleri olmuştu. Bu kadar gittiğim her yoldan dönecek olsam, varacağım yer, şiir olarak gözüküyor. Çünkü benim tecrübeme, kanaatime, düşünceme ve karşılaştırmama göre, şiir, en derin merkez. Şiir  hepsini kapsayabilir, ancak diğer yazı türleri şiiri her zaman kapsamaz.

 

Hayat sahnesinde bir senaryonun içinde olduğumuzdan mı nedir, biz de bir sahne kurup oynatmak istiyoruz. Gerçi ömrümün bu anına kadar, böyle bir isteği hiç taşımadım. Senaryo dersini bir nevi yazının bir türü, yazıya ilişkin bir çalışma sahası olarak gördüm. Oyun ve kurmaca hiç benlik değil. Bununla birlikte farkındalık yaratmak üzerek bu yazı dilini de bilmek istedim.

 

Mustafa Haktanır‘ın, sınıfımıza davet ettiği oyuncu Ali Barkın ve Serkan Alp‘ın, “Yönetmen Oyuncu İlişkisi” konusunda tecrübe ve bilgilerini paylaştığı günde,senaryo-kisa-film-atolyesi-nehissettinseo-e1589097021199 Hontus Senaryo

 

Kadıköy Gazetesi’nden Engin Gürbüz’ün, atölye katılımcısı olarak yaptığı mini röportaj(ım).

 

Kadıköy Belediyesi Rasimpaşa Sosyal Merkezi 2019/2020 Dönemi Senaryo Yazarlığı Kursu Eğitmen Mustafa Haktanır, ödev olarak, sınıfça oluşturduğumuz karakterlerden bir senaryo yazmamızı istedi. Klavyenin başına oturduğumda Hontus yoktu, o bir anda geldi, ama hiçbir şey bir anda olmaz, Hontus içimde var olmasa, o bir anlar olabilir miydi? Hiçbir şey yoktan var olmaz, var olan hiçbir şey yok olmaz, ne çok sever ve ne çok sık hatırlarım bu özü.

 

Belki siz bir yönetmensinizdir ve Hontus senaryosunu çekmek istersiniz? 

Esinlenmeyiverin :), o zaman bana dönün olur mu?  Hem o zaman gönüllü bile oynayabilirim, kimbilir? 🙂

 

Şimdi Hontus filmimizi okuyalım.

senaryo-hontus-nehissettinseo-e1587074085264 Hontus Senaryo

 

Hontus

 

(AÇILIŞ SEKANSI)

SAHNE 1       DIŞ/GÜN                    KOLEJ KÜTÜPHANE KAPISININ ÖNÜ

KIYMET 14 yaşında, normal boyda ancak oldukça şişman, kilosundan sıkıntı duyan, bu nedenle kendinden hoşnutsuz bir ergendir. Mavi gözlüdür. Özel bir kolejde okumaktadır. Kolejin kütüphanesinin kapısı önünde elinde kitaplarla görünmektedir. Kütüphaneye giriş kapısının hemen yanında, yayınevleri tarafından kütüphaneye gönderilmiş kitap kolileri durmaktadır. Birkaç kitap ise kolinin üzerindedir. O kitabın da üzerinde bir broşür durmaktadır. KIYMET, kitap kolilerinin üzerindeki, kitap listesi etiketlerine göz gezdirir. Kolinin üstünde duran broşür dikkatini çeker, eline alır. O an kamera broşürü gösterir.

Broşörün üzerinde yazan metin : “Sağlığınız Varsa Güzelsinizdir”

 

Broşürdeki slogan, KIYMET’in dikkatini çeker ve broşürü alır.

 

SAHNE 2           İÇ/GÜN        KOLEJ KÜTÜPHANESİ İÇİ/KİTAP İADE MASASI

KIYMET, kütüphane içindeki –Kitap İadesi- yazılı masaya, elindeki ve çantasındaki kitapları bırakır, masadaki kitap iade formunu doldurur. Bir elinde pilates reklam broşürü vardır.

 

SAHNE 3           İÇ/GÜN              KOLEJ KÜTÜPHANESİ İÇİ/KİTAP RAFLARI

KIYMET, kütüphanenin konularına göre ayrılmış kitap raflarından, mimarlık bölümünün önündedir, hızlıca göz gezindirdiği raflardan bir hayli kitap ve dergi alır. Aldığı kitaplardan, Roma’yı Keşfetmek isimli kitap en üsttedir ve bu arada broşürü, farkında olmadan o kitabın içine koyar.

 

SAHNE 4            İÇ/DIŞ/GÜN                                İEET OTOBÜSÜ

KIYMET, otobüstedir. Yolculuk esnasında mimarlık kitaplarından birisini bitirir. İkinci kitabın sayfalarını şöyle bir karıştırırken, broşüre rastlar. Broşürdeki adresin civarda olduğunu fark eder. Hemen ilk durakta otobüsten iner.

 

SAHNE 5             DIŞ/GÜN               KALDIRIM/İŞ MERKEZİ BİNA ÖNÜ

KIYMET, kaldırımda, pilates merkezinin adresinin orada olduğundan çok emin olarak, bir iş merkezine doğru yürür. İş merkezinin kapısındaki onlarca tabelaya bakar, ancak pilates merkezi orada yoktur. İş merkezinde bulunan bankanın güvenlik görevlisi dışarıdadır, hemen güvenlik görevlisine pilates merkezini sorar.

 

KIYMET

Abi bakar mısın?

 

GÜVENLİK GÖREVLİSİ

Buyur kızım.

 

KIYMET

Abi, burada pilates merkezi yok muydu? Oysa çok net hatırlıyorum burada olduğunu.

 

GÜVENLİK GÖREVLİSİ

Pilastes! Hee. Zayıflama merkezi diyorsun. Hiç olmadı. Olsaydı, ben böyle olur muydum? Hiç gitmedim ama, gelen müşterilerden duydum, bir durak geride büyük bir sarı bina varmış, orda tekrar sorarsın kızım.

 

KIYMET

Demek ki taşınmış. Sağol abi.

 

SAHNE 6             DIŞ/GÜN                                   KALDIRIM

KIYMET, bir durak geriye doğru yürür. Yürürken, zaman zaman elindeki broşüre göz atar.  O arada, yoldaki kısa boylu, esmer güzeli, yabancı turist bir kız, dikkatini çeker, birkaç kez, kıza döner döner bakar. Koşar adımla yürüdüğü için de, büyük sarı binaya, kısa zamanda ulaşır.

 

SAHNE 7           DIŞ/İÇ/GÜN      SARI BİNANIN ÖNÜ/GİRİŞ KAPISI/İÇ AVLUSU

KIYMET,Büyük ve dışı sarı renkli iş merkezinin, döner cam kapısından içeriye girer. Yuvarlak bir avluya gelir. Avluyu, kendi etrafında dönerek gözden geçirir. “Pilates Yap Patates Olma”, diyen, kırmızı elbiseli, dondurma yiyen, bir manken afişinin olduğu kapıyı görür. Kapıya doğru yürür, kapının önüne gelir, kapı ziline birkaç kez elini götürür, ancak basmakta kararsız ve çekingen kalır.

 

SAHNE 8       DIŞ/GÜN  SARI BİNANIN ÖNÜ/KALDIRIM/İETT OTOBÜS DURAĞI/OTOBÜS KAPISI

KIYMET, zile basmadan iş merkezinden çıkar. Binanın önündeki otobüs durağına yürür. Otobüsü bekler. O arada, sürekli sarı binaya döner döner bakar. Evine gitmek üzere, otobüse biner.

 

SAHNE 9          İÇ/GÜN                      HALASININ EVİ/OTURMA ODASI

Aradan 1 ay geçer. KIYMET’in üstünde okul forması vardır. KIYMET, HALA’sının evinde ve oturma odasındadır. HALA’sı 27 yaşında, genç, güzel, alımlı ve bakımlıdır. HALA’sının evi göz alıcı dekorasyonla döşelidir. Oturma odasının bir duvarı, duvardan duvara kitaplıktır. Kitaplığın bazı raflarında bina maketleri vardır. HALA’sının sevgilisi Aytaç da o anda evde ve oturma odasındadır. HALA, kamerada görünmeden, diğer odadan, sevgilisine, KIYMET’e bir içecek koyması için seslenir.

 

HALA

Sevgilim, masadaki buzlu kahveden KIYMET’e de koyar mısın? Ben de geliyorum.

 

HALA’NIN SEVGİLİSİ AYTAÇ

Buzz, buzz, yakar dikkat et. Naber tatlı tontiş. Derslerin zehir mi?

 

KIYMET, kahvesini içmeye başlar, hemen cevap vermez, birkaç kez kahvesinden yudumladıktan sonra cevap verir.

 

KIYMET

Zehir ki ne zehir öldürür. Korkarsın.

 

KIYMET, kafasını olumsuz bir tavırla iki yana sallar ve kendisinin duyacağı bir ses tonuyla konuşmaya devam eder.

 

Allah Allah tontişmiş tatlişmiş.

 

AYTAÇ, KIYMET’in başını, saçlarını karıştırıp sevecenlik hareketi yapar ve KIYMET’e sevgiyle, şefkatle sarılır.

 

AYTAÇ

Takıldım, takıldım kızma, halasının kuzusu. (gülümseyerek

 

O ara, salona, KIYMET’in HALA’sı girer, elinde bir elbise vardır.

 

HALA

KIYMET, bak bunu kendim için almıştım. Ama bana epey büyük geldi. Sanırım sana olur, hem sevdiğin renk. Bir denesene kuzum?

 

KIYMET

Bence, bunu bana aldın değil mi? Senin tarzın değil. Lütfen artık bana bir şey alma! Ben de güzel giysiler seçebiliyorum! Hem ben buraya, sadece sizden kitap almaya gelmiştim.

 

HALA

Biliyorum sen de alabilirsin, hani denemeyi sevmiyorsun ya. Bazen de aldıkların olmuyor, olanlar da diğerleriyle pek uymuyor. Sana yardımcı olmak istedim.

 

KIYMET

Oldun! Sağol! Hem ben artık o rengi sevmiyorum.

 

HALA

Peki.

 

SAHNE 10            İÇ/GÜN                         HALASININ EVİ/MUTFAK

KIYMET, içtiği kahve kupasını mutfağa götürür.

 

SAHNE 11            İÇ/GÜN                  HALASININ EVİ/OTOURMA ODASI

KIYMET, oturma odasına gelir. Masanın üzerinde duran oldukça kalın olan kitabı alır.

 

KIYMET

Teşekkür ederim kitap için. Yarın sınavım var, gitmem lazım. Size, mutlu günler.

 

KIYMET, ayrılırken HALA’Sına ve AYTAÇ’a yarım sarılır.

HALA

Miniğim öpüyorum. İyi sınavlar.

 

AYTAÇ

Halası kılıklı zehir, güle güle.

 

SAHNE 12            İÇ/GÜN              HALASININ EVİ/HOL/DAİRE KAPISI

KIYMET, kapıyı sertçe kapatarak daireden çıkar.

 

SAHNE 13           DIŞ/GÜN   HALASININ APT.ÖNÜ/KALDIRIM/ÇÖP KUTUSU YANI

KIYMET, apartmanın dışına çıktığında gözleri dolu doludur. HALA’sının verdiği kitabı, hemen yakındaki çöp kutusuna atar. Atarken söylenir.

 

KIYMET

Güle güleler kovalasın seni Aytiç!

 

KIYMET, o ara, çöp kutusunun birkaç metre ilerisinde bir şeyler yapan KAĞIT TOPLAYICISI NECATİ’yi görür.

 

NECATİ, 40 yaşında, sarışın, kıvırcık saçlı, bedenen kuvvetli, kaslı bir vücuda sahiptir. NECATİ’nin üstünde epey kirlenmiş beyaz bir atlet, altında uç kısımları pürçüklenmiş, yer yer yırtık ve kirli bir şort vardır. Şortunun bel kemerine iple bağlanmış yer yer paslanmış bir mızıka sarkmaktadır. Bir kulağında kulaklık takılıdır. Epey terlidir. Koltukaltlarını koklar, burnuna gelen kötü kokudan, yüzünü kendi kendine buruşturur. Kağıt toplama el arabasından sarkan kağıtları, çuvalın içine koyarken bir yandan da etraftan duyulacak şekilde şarkı söylemektedir. KIYMET, NECATİ’nin varlığıyla beraber şarkıyı ve güzel sesi de fark eder. KIYMET, birkaç adım uzaklaştığı çöp kutusuna geri döner.

 

KIYMET

Aytiç, seni bir daha görmeye gidersem!

 

KIYMET, çöp kutusuna attığı, “Mimaride Kağıdın Yeri” isimli kitabı geri alır. Kağıt toplayıcısı NECATİ’nin yanına gelir ve kitabı uzatır.

 

KIYMET

Okuma yazma biliyor musun?

 

NECATİ

En çok söylerim. Ama istersem okurum da, yazarım da.

 

KIYMET

İyi al.

 

NECATİ

Nedir bu?

 

KIYMET

Değerli bir kitapdı. Kitapçıya satarsan daha çok para verirler.

 

NECATİ

Kaç para eder?

 

KIYMET

Nerden baksan 300 liraya satarsın.

 

NECATİ

Desene bugün bayram.

 

KIYMET

Bana olmadığı kesin.

 

NECATİ

Kaçıncı sınıftasın?

 

KIYMET

Liseliyim ben.

 

NECATİ

Liseli, nasıl buldun şarkımı, sesim iş yapar mı?

 

KIYMET

Gerçekten işin bu mu? Yoksa gizli polis felan mısın?

 

NECATİ

Gizliyim de, kime gizliyim orası pek belli değil. (Güler) İlahi güldürdün beni liseli. … Ablan var mı kız?

 

KIYMET

Olmalı mı?

 

NECATİ

Olmasa da olur. Biz ne ablalar gördük. Gördük de ne oldu. Orospular! Pardon ya liseli, ayıp kaçtı, duymamış ol.

 

KIYMET

Hak etmişlerdir. (ağzının içinden yuvarlayarak ve de kızarak)

 

NECATİ

Vay! Benim taraftasın.

 

KIYMET, rahatsız olmuş, utanmış, ürkmüş, şaşırmış, sıkılmış bir tavırla duraksar.

KIYMET

 

Sesiniz güzel. İyi günler. Kolay gelsin.

 

Duraksamasının ardından, alelacele oradan yürüyerek zaklaşır.

 

SAHNE 14            İÇ/GÜN                        KIYMET’in YATAK ODASI

KIYMET, oldukça lüks döşenmiş genç kız yatak odasındadır. Ders çalışma masasının çekmesinden günlüğünü çıkarır. O gün olanları, uzun uzun ayrıntılarıyla yazar. Yazarken de kağıt toplayıcısı NECATİ’nin söylediği şarkıyı mırıldanmaktadır.

 

SAHNE 15              İÇ/GÜN                   NAR TANESİ PİLATES MERKEZİ

KIYMET, birkaç ay sonra, büyük sarı binadaki NAR TANESİ PİLATES MERKEZİNE gider. Pilates Merkezindeki Kayıt Görevlisi, pilates ders kayıt formunu eline alır. Kamera, doldurmakta olduğu formu gösterir.

 

PİLATES MERKEZİ KAYIT GÖREVLİSİ

Adınız?

 

KIYMET

Kıymet Kuyumcu

 

PİLATES MERKEZİ KAYIT GÖREVLİSİ, formdaki cinsiyet hanesine kız yazar. Görevli, formdaki “18 yaşından büyük mü?” sorusunu doldurmadan önce, başını formda kaldırıp KIYMET’e bakar. İri yarı KIYMET’i, baştan ayağa süzer. Yaşını sormaz. Formdaki “18 yaşından büyük mü?” sorunun evet kutucuğunu işaretler. (Kamera burada formun bu hanelerini yakından gösterir) Görevli, formun diğer sorularını işaretlemesi için, KIYMET’e uzatır.

 

PİLATES MERKEZİ KAYIT GÖREVLİSİ

Geriye kalanları şurada doldurabilirsiniz.

 

KIYMET

Tamam.

 

KIYMET, Formu doldurmayı tam bitirmişken, PİLATES HOCASI RÜZGAR gelir.

RÜZGAR, 32 yaşında, sarışın, 1.67 boyunda, oldukça fit ve güzeldir. Üstünde, bedeninin tüm güzelliğini, inceliğini sergileyen, şık ve sportif tişört vardır. Tişörtün, sol tarafında kalp hizasında, elle işlenmiş, [R-kalb işareti-T] işareti görülür. Tişörtünün altına ise, lacivert şık bir tayt giymiştir. Güzel İstanbul Türkçesine zaman zaman Rum şivesi eşlik etmektedir.

 

RÜZGAR

Amaç güzellik mi sağlık mı?

 

KIYMET

Üçü bir arada. (bir an heyecanla)

 

RÜZGAR

Üçüncü çok sıkı bir neden olsa gerek!?

 

KIYMET

Espriydi. (Çekinikçe, espri olmayan sözüne espri der)

 

RÜZGAR

Tuttum bunu, bir sonraki reklam afişi hazır. “Üçü bir arada. O araya sen ne istersen?” Çok iyi. Sloganla geldiniz. İlk seans ücretsiz. Hiç pilates yaptınız mı?

 

KIYMET

Hiç. Hiç yapmadım. Toplar kolay patlıyor mu?

 

RÜZGAR

Top değil yağ patlatıyoruz burada.(Alaycı bir gülüşle) Giyinme kabinine şöyle geçebilirsiniz. 15 dakika sonra başlayacak seansa kadar, ısının biraz.

 

KIYMET

Olur.

 

SAHNE 16           İÇ/GÜN         KIYMET’İN EVİNİN KORİDORU/YATAK ODASI

KIYMET, evindeki yatak odasının kapısına doğru ilerlerken, yavaş adımlarla yürür, bir boynunu, bir belini, bir kollarını eğer büker, esner. Açık olan odasının kapısından içeriye girer. Ter kokmuş çamaşırlarını sırt çantasından çıkarır, kirli sepetine basket yaparak atar, ardından yatağa uzanır. Yatağının yanındaki masanın çekmecesini açar, günlüğünü çıkarır. Sadece incecik, uzun boylu, uzun saçlı, elinde dondurma yiyen bir kadın resmi, çizer. Çizimin üstünden bir ok çıkartır. Yanına, “patates değil kızarmış piliç”, yazar ve gülücük işareti koyar. (Kamera bu çizimleri yakından gösterir) Bu esnada oldukça yorgun bununla birlikte neşeli gözükmektedir. Günlüğü yastığının altına mutluca koyar. Kısa sürede uykuya dalar.

 

SAHNE 17          DIŞ/GÜN       NAR TANESİ PİLATES MERKEZİ ÖNÜ/KALDIRIM

KIYMET, 1 ay sonra, pilates merkezine otobüsle değil, yürüyerek gider. Yolda, kağıt toplayıcısı NECATİ’yle karşılaşır, tanır ve durur. NECATİ, marketin önüne konan karton kutuları açıp, düzleştirip, üst üste koyarak ayağıyla ezmekte ve yine şarkı söylemektedir. NECATİ de, KIYMET’i görür, ancak tanımaz, işine devam eder.

 

KIYMET

Kağıtçı polis merhaba.

 

 

NECATİ

… Ha? Haaaa. Sen şu kitap veren liseli. Kağıtçı kısmı tamam da… Merhaba liseli. Haller değişmiş. Ne iş?

 

KIYMET

Sattın mı kitabı? Kaç para verdiler?

 

NECATİ

Haklıymışsın ha. Kitapçıya girdim, kovulurum diyordum ki, kitabı uzatınca ordaki moruk, kaç para istiyorsun demez mi? Çok para dedim. Çok para istiyor bu İstanbul. İstanbul’un karıları da. Adam bi an geri veriyor gibi yaptıysa da, verilen mal geri alınmaz abi, dedim hemen. 420 lira yeter dedi. 20 lirası da bana fazladanmış. Uzatmıyım. Anlıyacağın, epey nemalandık. Tabi gönlümüzü o gün hemen hoşbeş ettik. Sağol be liseli.

 

KIYMET

Sevindim. Aytiç beklesin dursun şimdi kitabı. (yarı ağzının içinden yarı dışından konuşur)

 

NECATİ

Aypiç kim yahu? Pardon ya, yine ayıp ettim. Kusura bakma liseli.

 

KIYMET

Cidden polis misin?

 

NECATİ

Taktın polis de polis. Tutuklayacağım seni o olacak! Ben kaçağım kaçak! Ege’den.

 

O ara NECATİ’nin yüzü ağlamaklı olur. Gözleri dolar. Hatta sesi gider, gözünden yaş, burnundan sümüğü akar.

 

NECATİ

Polis, polis olsaydım, ilk babamı bulurdum, tutuklardım. (Titreyen bir sesle)Kadın be, bula bula bi kangrulu peder bulmuş bize. Araaa kii bulasın.

 

Necati, elini boş ver anlamında sallar ve burnunu, üstüne siler, normale döner.

 

KIYMET

Annen de mi yok? Ama sesin güzel. 3 ay sonra okul kapanıyor. Bizim kolejin tüm kitaplarını, kağıtlarını atıyorlar. Sen al istersen?

 

NECATİ

Desene kağıtlı yıldız çarpacak bize de. Sağol be liseli. Annen baban kızmasın benle konuştuğuna. Senin gibi iyi kalpli kızlara kıyamam ben.

 

KIYMET

Kolej Akar, buradan 5 durak sonra, kapanış 03 Haziran.

 

NECATİ

Sosyal dersine, benden bi 100 puan liseli. Hocana söylersin.

 

KIYMET

Patates beni bekliyor. Amannn pilates dersim kaçıyor.

 

NECATİ

Güzel kadınları sevmem. Çirkindir onlar. (Efkarlanır) Git, git. Sen güzel ol liseli. İyi toplar.

 

KIYMET

Kolay gelsin.

 

SAHNE 18           İÇ/GÜN                   NAR TANESİ PİLATES MERKEZİ

RÜZGAR, telefonda, görüntülü olarak, 58 yaşlarında, kır saçlı, sakalsız, bıyıksız, bakımlı, kulağında belirgin bir küpesi olan ALPAY’la konuşmaktadır.

 

ALPAY

Rüzgar hanım merhaba. Hep iş için araşıyoruz efenim. Bugün benim Fındığın doğum günü. Sen de güzel kadınsın, anlarsın bu işlerden, fındığıma bir çiçek ve bir bileklik ayarlasan da, ben parasını göndersem olur mu?

 

RÜZGAR

Olur ayarlarım. O’nun dersi. Bakayım

 

RÜZGAR, ders programına bakar.

 

RÜZGAR

O’nun dersi 3 saat sonra. Zamanlı söylediniz.

 

ALPAY

Nasılsınız diye de sormadım. Gerçi her zaman taş gibisiniz.

 

RÜZGAR

İşler iyi sağolun.

 

ALPAY

Sizin doğum gününüz ne zamandı?

 

RÜZGAR

Çoktan geçti. Teşekkür ederim.

 

ALPAY

Bize kadar zaten çiçek göndereniniz vardır.(Sevgilisinin olup olmadığını dolaylı ve imalı tarzda sorar)

 

RÜZGAR

Dostlar sağolsun.

 

ALPAY

Bu borcun altında kalmak istemem.

Var mı İzmir’den yapabileceğim bir işiniz?

 

RÜZGAR

Hiç alacaklı kalmam, merak etmeyin.

(Sinsi bir gülümsemeyle)

 

ALPAY

Bilirim. Tekrar teşekkürler.

 

RÜZGAR

Rica ederim. İyi çalışmalar.

 

RÜZGAR, telefonu kapatırken, eli yağlanmış gibi, tiksinerek elini üzerine siler. Gerilmiştir. Elini silerken kolundaki saate de göz atar. Kendisini derse bekleyen kursiyerlere, “geliyorum” anlamında el işareti yapar. RÜZGAR, o an KIYMET’i görür. KIYMET’in elinde spor çantası, üzerinde elbise vardır. RÜZGAR, gerginliğini KIYMET’e yansıtır ve anlayıp dinlemeden KIYMET’e çıkışır.

 

RÜZGAR

Kıymet hanım, bizim de zamanımız kıymetli! Geçin!

 

KIYMET

Ben. Ben geldim. Telefonunuzun bitmesini bekledim.

 

KIYMET, RÜZGAR’ın haksız ve sert çıkışına sinirlenir ve aynı zamanda NECATİ’nin de “güzel kızlar çirkindir”  sözü romantik bir çıkma sözü gibi aklında belirir. O an hiç niyetli olmamasına rağmen, ani bir tavırla, kararla, kızgınlıkla, refleksle, geç kalmışlığını da gizlemek üzere, ayrılacağını söyler.

 

KIYMET

Ben de zaten devam etmeyeceğimi söylemeye gelmiştim! Filizli Patates Merkezi’ne!

 

 

SAHNE 19    DIŞ/GÜN    NAR TANESİ PİLATES MERKEZİ ÖNÜ/KALDIRIM/ÇÖP KUTUSU

KIYMET, arka planda görünen pilates merkezinin yakınındaki çöp kutusuna, spor çantasının içindeki, bandana, tişört, tayt, havlu, gibi spor eşyalarını kızgınlıkla atarken görülür.

 

KIYMET

Atarınıza da topunuza da! Kiloysa kilo. Yeter artık!

 

NECATİ, biraz önce yanından ayrılan KIYMET’i görür. Yanına doğru yaklaşır.

 

NECATİ

Liseli, atma! Dur! Belki işime yarar. Satarım da şu lanet işi bugün yapmam.

 

KIYMET, atacakken elinde kalan sportif enerji içeceğini atmaktan vazgeçer, NECATİ’ye uzatır. NECATİ, enerji içeceğini cebine koyar. Kıymet, çöpe attığı diğer eşyaları geri alır, NECATİ’ye verir.  KIYMET, en son, spor çantasının içinden, bir kavanoz çıkartır. İçinde böcek olan kavanozu NECATİ’ye uzatır.

 

NECATi, uzatılan böcek kavanozuna bir refleksle uzanır. Ancak NECATİ’nin böcek fobisi vardır. Uzattığı elini hızlıca çeker. Kavanoz yere düşer, kırılır. (Kamera kavanozun kırılma ve böceğin bir yerlere savrulma anını gösterir)

 

NECATİ, çığlık çığlığa bağırır, KIYMET’e doğru yönelir, KIYMET’İN etrafında elini kolunu savurarak korkudan dönmeye başlar. Yoldan geçenler, KAĞIT TOPLAYICISI NECATİ’nin, 14 yaşındaki KIYMET’e bir şey yaptığı sanarlar ve NECATİ’ye doğru yönelirler.

 

RABARBA

Hey!

Adam saldırıyor.

Seni piç!

Kızı öldürecek!

Durdurun!

Hırsızı yakalayın!

 

Toplaşan kalabalık, NECATİ’yi tartaklamaya başlar.

KIYMET, donmuş, korkmuş, şaşkındır. Olup bitenleri kısa bir an izler. Kendine gelir.

 

KIYMET

Durun! Çekilin. Vurmayın! O benim abim!

 

RABARBA

Abi mi?

Abisiymiş.

Kimse kim.

Cezasını çeksin.

 

NECATİ

Liseliiii. Liseli kardeş. Kardeşim.

 

Kalabalık, cık cık vık vıklayarak, bakış atarak, söylenerek uzaklaşır. NECATİ’nin üstü başı daha da yırtılmıştır ve yüzünde dövüldüğünden dolayı yara bereler oluşmuştur.

 

KIYMET, çöpe attığı havluyu alır, çantasındaki suyla ıslatır ve NECATİ’nin yüzünü silmesi için uzatır. O arada yolda yürüyen birisi, fark etmeden böceği ezer. Böcekten bir hayli kan çıkar. Bunu gören NECATi kusmaya başlar. KIYMET, bir böceğe bir NECATİ’ye bakar.

 

KIYMET

Hontus! Hontus! Aman Allah’ım Hontus! (Ağlamaya başlar)

 

NECATİ, tekrar dayak yemekten korkarak, elindeki havluyu, KIYMET’in ağlama sesi duyulmasın diye, KIYMET’in ağzına yaklaştırır. O ara NECATİ böceği tekrar görür. Kusmaya başlar. Çöpe doğru eğilir. Orada öğürür.

 

KIYMET

Hontus! Hayatım! İlham perim. Hontuss.

 

Ağlaması sessizce gözyaşı dökmeye dönüşür.

 

NECATİ’nin kusması, KIYMET’in ağlaması durur. Yanyana gelirler. Kağıt toplama el arabasının yanına doğru yürürler.

 

KIYMET, arkaya döner, dolu gözlerle, ezilen HONTUS’a bakar.

 

KIYMET

Hontus’u satman için sana getirmiştim. Daha güzel şarkılar söylemen için.

 

NECATİ

Öyle mal mı olur yaaa? Ses mi kaldı korkudan? Kim para verir Allah’ın böceğine? Yüzüme gözüme bak! Liseli kardeş, evet ben polisim!

 

KIYMET

Anlamıştım! Anlamıştım!

 

NECATİ

Seni ve böceğini tutuklamadan kaybol!

 

KIYMET

Nefret ediyorum, bütün güzelliklerden, senden de, Aytiç’den de, Halam’dan da. Böcekler sizi.

 

KIYMET, koşarak oradan uzaklaşırken, HONTUS’a döner bakar. Sokak çöpçüsü, süpürdüğü diğer şeylerle beraber HONTUS’u da süpürür ve çöp kutusuna atar.

 

(ZAMAN GEÇİŞİ)

SAHNE 20          DIŞ/GÜN    KALDIRIMDA YÜRÜYENLERİN AYAK/BACAK BÖLÜMLERİ

ARADAN YILLAR GEÇER. (Yılların zaman akışı, değişen mevsimlerde, değişen mevsimlere göre değişen ayakkabı, giysileri de değişen kaldırımda yürüyenlerin ayak/diz/baldır boyuna kadar olan görüntüleri eşliğinde olur)

 

SAHNE 21          İÇ/GECE                            ÖDÜL TÖRENİ SALONU

Oldukça görkemli, eflatun kadifeden perdeleri ve sarı renkli koltukları olan, koltuklarında çoğunluğu siyah ve şık giyinmiş kadınlı erkekli konukların olduğu bir sahne görülür. Sahnede, bir önceki bölümlerde 40 yaşında tanıdığımız Necati’nin kıvırcık saçları biraz beyazlaşmış ve sakallıdır, üzerinde şık lacivert takım elbise vardır. Takım elbisenin mendil taşıma cebinde, küçük bir mızıka görünmektedir.(bu mızıka olmasa kişinin Necati olduğunu tahmin etmek güçtür)

 

NECATİ

İkinci ödül sahibimizi tekrar tebrik ediyoruz. Sözleri yine bana ait olan, “Mektup Akıntısı” geliyor şimdi de.

 

Necati, canlı mini orkestra eşliğinde, daha da oturmuş, söyleyişi güzelleşmiş sesiyle, Mektup Akıntısı şarkısını söyler. Bu söyleyişe zaman zaman konukların da eşlik edişleri duyulur. Şarkı bitiminde konuklar alkışlar.

 

NECATİ

Şarkımı siz konuklara ve sevgilime armağan ediyorum.(Konuklara selam verir)

 

KONUKLAR, alkışlar.

 

NECATİ, şarkının bitiminin ardından, mimarlık yarışmasının birincisini açıklar.

 

 

NECATİ

Şimdi sıra geldi, yılın en iyi mimar ödülünü açıklamaya.

 

Salondan alkış gelir.

 

NECATİ  

Her an uçmaya hazır gibi duran, HONTUS isimli çocuk kütüphanesinin mimarı sayın Kıymet Kuyumcu’ya ödülünü vermek üzere, Belediye Başkanımızı sahneye davet ediyorum.

 

Sahneye Kıymet gelir. KIYMET, çok güzel, zarif, ince, şık genç bir kadın olmuştur. Üstünde, sıcak renklerden, uçuş uçuş bir elbise vardır, düz uzun saçları açıktır.

 

Kıymet’in, sahneye gelişi esnasında, en önde oturan, renk renk giyinmiş çocuklar ve gençler ayakta, diğer konuklar oturdukları yerden alkışlarlar.

 

KIYMET, belediye başkanından ödülünü alır.

 

KIYMET

Çok teşekkür ederim. Benim de sizlere bir hediyem var.

 

KIYMET, içi HONTUS böcekleriyle dolu kavanozu, açar ve salona doğru saçar.

 

NECATİ, böcekleri havada sevinçle, sevgiyle yakalamaya çalışırken, salonun çoğunluğu, çığlık çığlığa oradan oraya koşturarak büyük bir karmaşayla kaçmaya başlar. Çocuklar, gençler ve diğer konuklardan birkaç tanesi ise üzerlerine gelen bu böceği tutarlar.

 

SAHNE 22                İÇ/GECE                            OTURMA ODASI

Bir oturma odasında, Kıymet’in, daha da yaşlanmış olan anne babası, halası, halasının kucağında bir bebek, halasının yanında eşi Aytaç, oturmakta ve yukarıda bahsi geçen koşuşturma sahnelerini televizyon ekranından izlemekte oldukları görülür.

 

SAHNE 23                İÇ/GECE                       ÖDÜL TÖRENİ SALONU

KIYMET, elinde ödül, ödülün üzerinde HONTUS böceği ile mutlu gözükmektedir.

 

Gazeteciler, flash patlatarak, KIYMET’in fotoğraflarını çekmektedirler.

 

(KAPANIŞ SEKANSI)

SAHNE 24                İÇ/GECE                    KAPANIŞ SAHNESİ/RABARBA

 

Sahne 21’in çığlıkların başladığı görüntülere, sahne 22 ve sahne 23’deki görüntülerin üzerine, aşağıdaki sesler düşer.

RABARBA

Bebek ağlama sesi.(Halasının kucağındaki)

Kızım.(Anne babasının sesi)

Hontus’un ezilirken çıkan sesi.

Salondakilerin çığlıkları.

Necati’nin şarkısı.

Salondakilerin alkışları.

Pilatescilerin sporyaparken nefes sesleri.

Kuzum. (Halasının sesi)

Kütüphaneden kitap sayfası çevrilme sesleri.

Alkış sesleri.

Zehir zehir. (Aytaç’ın sesi)

Hontus’un ezilme sesi.

Alkış ve çığlık sesleri.

Tontiş, tatliş. (Aytaç’ın sesi)

Polisim ben polis.(Necati’nin sesi)

Alkışlar, çığlıklar.

Alkış sesleri.

 

SON

 

Ne Hissettiniz?

Senaryo Hontus size neler söyledi? Aşağıdaki yoruma yazabilir misiniz? Teşekkür ederim.

 

Şükran Aydın

19.11.20019

 

Bu yazı 18.06.2020 tarihinde güncellenmiştir.

Yazar

Yorum Ekle