İş Kadını Var Bugünü Yok

Gönerdiliyor
Kullanıcı Oyları
0 (0 Oylar)

İş Kadını Var Bugünü Yok

İş kadını, kariyer, işyeri, ün, ünvan, kartvizit, ekonomi, para kazanmak, gelir, harcamak, çalışıp emekli olmak…vb.vs. kulaklara geldikçe herkeslerde başka çağrışımlar oluyor değil mi?

 

İş Var, İş Kadını Var!

Efendim şimdi sizinle bir eve gideceğiz. Bir ev dediğime bakmayın, çok, çok, ama pek çok eve gideceğiz.

is-kadini-calisasn-kadin-nehissettinseo İş Kadını Var Bugünü Yok Farket

 

Ekonomiye katılan kadın sayımız her geçen gün artıyor, bundan mutluluk duyuyoruz” diyen bir kamu görevlisi televizyondayken, akşamdan kalma haberleri yineleyen kanalı kapatıp, evden koşarak çıkıyor 30 yaşındaki iş kadını, iş yerine.

 

Metrobüste ayakta ve kimselere sürtünmeme gayreti içindeyken, 5 kardeş olup bir baba maaşıyla gül gibi geçinebildikleri, annelerini evde gönüllerince gördüklerini anımsıyor, buğulanan gözlerini silerken, bir yolcu da nefes nefese buhar olmuş camları siliyor, durağı kaçırmamak için.

 

Bir çocuk var, yine bir çocuk dediğime bakmayın, çok, ama pek çocuk var evde. Elden ele bırakılan. Kimisi pek de hoşlanmadığı kavınvalidesine bırakıyor mecburen, kimisi sıraya dökmüş işi, bir hafta babanın annesi, bir hafta annenin annesi bakıyor çocuğa. Kimisine, yakın diye komşusu. Uzaklardan da gelen olmaz mı? Dil bilmese de, ucuz diye, çocuk + diğer işlere de bakan, bir yabancı da girebiliyor çok kere o eve.

Gelelim çocuğun yaşına, en genci 3 aylık en yaşlışı 8-9 yaşlarında oluyor.

 

Kadının iş yeri, sayısı bilmem kaçı aşan iş yerlerine kreş zorunluluğuna uğrayan iş yerlerinden değil.

Olsa da bırakmazdı.

Kreş nece Allahaşkına. Kreş, kroşe kelimesini ne çok çağrıştırıyor ona.

“Kroşe; karaciğere ya da kulak arkasına atılabilen yumruk çeşidi. atarken kol ile bilek arasındaki açı 90 derece ve mümkünse kol yere paralel olmalıdır. Yumruk yaptığınız avucunuz size dönük olmalıdır ki omuzdan gelen kuvvet pazudan ve ön koldan yumruğa aktarılabilsin. Sağlam kroşe denge bozar, adam öldürür denk gelirse burun kırar*

 

Tabi ki sebebi bu kadar basit değil. Çocuğunun, hiç değilse evinde, ev ortamında, aidiyet duygusuyla olmasını, böyle büyümesini, yollarda bellerde telef olmamasını, hasta olmamasını istiyor. Bir de iş yerine, dört vasıta değiştirerek ulaştığından ve kendisini ancak hazırlayıp yollarda sürüklerken, bir de elde çocuk ve eşyalarıyla her gün sekiz vasıta yolculuk yapacak kadar, kendini güçlü hissetmiyor.

 

İş Var, İş Kadını Var, Bugünü Yok

 

İş kadını, her yıl yenilenen iş ajandasının ilk sayfasına, her yıl aynı yazıyı aktarıyor.

“Evde huzur kaybolunca – Huzurevleri-

  Evde ana kaybolunca     – Anayuvaları- açıldı”

 

Bizim iş kadınının, çocuk bakıcısı olan iş kadını, yabancı, sigortasız, dil bilmiyor ve 45 yaşında. Sabah 07:00’den akşam 19:00’a kadar mesaisi, yani türkçesi 12 saat çalışıyor, ancak 8 saat gösteriliyor sigortada, o da haftada bir gün.

 

İple çekilen hafta sonu herkeslere geliyor. 30 yaşındaki iş kadınımızın, 45 yaşındaki çocuk bakıcısı sadece çocuğa baktığından, 60 yaşındaki bir başka iş kadını, evi temizlemeye geliyor. Her zaman işlere 7.kattaki camların temizliğinden başlıyor. Sadece hafta sonu geliyor. Hafta içi de gelirdim, ama torunuma bakıyorum diyerek, haftada iki gün çalışmaya ihtiyacı olsa da, olamayacağını anlatıyor kibarca ve zorunluca.

 

Pazar, kutsal gündür çalışanlara. 30 yaşındaki iş kadınımız, 54 yaşındaki avukat emeklisi, yeni aşçı iş kadınının Gülendam isimli lokantasına verdiği yemek siparişine, ev yapımı yaprak sarmasını da ilave ediyor.

. . .

 

İş Var, İş Kadını Var, Bugünü ve Yarını Yok

 

Küçücük kesitteki kadınların hepsi de ekonomiye katılmış. Ne mutluluk değil mi? Evini terk eden edene. Niçin? Niye? Nasıl? Arzu mu? İstek mi? Keyif mi? Mecburiyet mi? Özgürlük mü? Mahkumiyet mi?

Kazanılanlar, harcanılanlardan çok mu az mı?

Kimselerin durup hesap yapmaya vakti yok.

Yetişmek gerekiyor ve onun için de koşmak, koşarken etrafı pek göremezsiniz bilirsiniz ya, öyle işte.

 

Pazartesi sendromu icat oldu olalı, 30 yaşındaki iş kadınımız, gece 22:00’ye kadar süren iş yeri mesaisine hepten takık, suratı asık ve kamburu çıkık, eve gerilmiş bir ok olarak dönüyor.

 

Yukarıdaki minicik ve gerçek hayattan kesite, trilyonlarca mutlu mesut veya dramatik hayat kesitleri eklenebilir(di). Yazı da 400 sayfa olurdu. Niye, şu artı, bu eksi yok diyebileceklere peşin cevabı buraya bırakayım şimdiden :).

Dikkat çektiğimiz yerleri, anladınız siz.

 

Kadının ekonomiye katılımı adını alan bu katılım, katılım değil. Çoğu kadının mecburiyete girdiği ve her geçen gün anlamsızlaşan, bir bağ döngüsü ile birbirlerine bağlanan zincir.

 

Ortada bir miktar para var, insafsızca insandan insana el değiştiriyor sadece.

Ve aile fertleri birbirine yetemeden zaman kayboluyor.

 

İş Kadını kulağa ne hoş geliyor değil mi?

 

İş kadının adı var ancak bugünü ve yarını yok olup gidiyor, o gittikçe de aile (en çok da gelecek arz eden çocuklar), aile de gittikçe, toplum gidiyor.

 

O gidiş nereye?

 

Şükran Aydın

01.12.2016 13:31

 

Kariyerizm, Kurumsal Kölelik ve Sabah 10:00’dan Önce Çalışmaya Başlamak gibi dikkat çekişler de, kendinizi iç çekerken bulmak yerine, belki -başka nasıl yaşanılırı-, arayıp bulmaya vesile olabilir.

 

Düsturlarım

 

 

Siz Ne Hissediyorsunuz Bu Konu-larda?

Aşağıdaki yoruma yazarsanız, içlerdeki ses dışarıya çıkıp, dışarıyı aydınlatabilir, böylece belki birçokları kar/zarar= maliyet hesabı yapabilir. Teşekkür ederim.

 

 

Paylaşır mısınız?

İnsanı birey ve aile olarak yok eden her şey anlamsızdır. İş kadını adı altında yok olmaya hayır diyenlerdenseniz, bu yazıyı paylaşır mısınız? Teşekkür ederim.

Yazar

İlgili Yazılar

2 Yorumlar

Yorum Ekle